Make your own free website on Tripod.com
BuiltWithNOF
TARİHİ ESERLER
  •       İlçenin kuzeybatısında 1650 metre yükseklikte bir tepe vardır. Savunulması kolay olacağından zamanında kale bu tepenin zirvesine inşa edilmiştir. Kalenin yapımında 4 metre uzunluğunda 1 metre genişliğinde taşlar harçsız bir şekilde bina yapılmıştır. Kalenin ihtiyacı olan su Yuvetça yaylasındaki pınarlardan yaklaşık 35cm. çapındaki toprak künklerle sağlanmıştır. Kalede oldukça kalabalık bir nüfusun bulunduğu anlaşılmaktadır. Zamanla tabii afetler ve savaşlar sonucunda bu şehir harabe halini almıştır. Kale tarih öncesi devirlere ait olduğundan geniş araştırmalarıma rağmen bu tarihi kale hakkında hiçbir belge elde edemedim.
  • YAZILI TAŞLARIN TETKIKI
  • Bölgemizde ilk ilmi tetkiki yapan  İzmir eski kilisesi başrahibi T.V.J.Arondel olmuştur. Bu zat 1870 senesinde İzmir Aydın yolu üzerinden Uluborlu ve Yalvaç’ı gezmiştir. Maksadı Hristiyanlık tarihinde sembol durumundaki Pisidia’nın Antıyof şehrinin mevkiini bulmaktır. Bu yöreleri ilk defa ziyaret ederek vaazlarda bulunmuştur.
  • 1912 yılında Uluborlu ve Yalvaç’a gelen Ramsay arka arkaya 4 defa gelerek Yalvaç harabelerinin bütün tarihi karakterlerini meydana çıkarmaya muvaffak olmuştur. Uluborlu  ilçemizdeki Apollonya şehri dönemine ait eserler buradaki bilhassa yazılı taşların mevcudiyetini ve Gönen ilçemizde vaktiyle Pisidia’nın mamurlarından biri olduğundan Gönen’deki yazılı taşların da toplanabileceği konusunda haber vermiştir.
  •     Bu taşlardan bazıları şunlardır:
  • ·
  • · Üzerinde büyük zincir işlemeleri,
  • · Üzüm salkımı işlemeleri,
  • · Çeşitli çiçek işlemeleri,
  • · Kadın ve erkeğin bir ellerinin yan yana işlenmiş resimleri
  • · İnsan başı işlemeleri,
  • · Çeşitli taş işlemeleri mevcuttur.
  • GÖNEN HÜYÜĞÜ
  •     Araştıran : Ord.Prof.Dr.Saffet Aziz KANSU Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Antropoloji Enstitüsü Direktörü, Türk Tarih Kurumu Üyesi.
  •       Gönen ve çevresini Senirce’yi  geziyorduk. Ovanın kuzey ve güney çevresinde yaptığımız tetkikler neticesinde bizi en çok ilgilendiren olay ova ortasına düşen; Kır dağı kalker kitlesi ve ovanın güney ve güneydoğusundaki mağara ve kaya sığınaklarıdır. Arkeolojide ismini sık işitmeye başladığımız Senirce Köyü bu dağın güney eteklerinde kurulmuştur. Mağaralar köye yakındır. Ayrıca bu köy civarı kültürü muhtelif yazarlar tarafından nasıl değerlendirildiğini Arkeolog Tahsin ÖZGÜÇ’ün “Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi dergisi Cilt 2 No 3de” çıkan Ön Tarihinde Isparta ovası Kültürü adlı makalesinden öğreniyoruz. Bu  köy ve ona yakın olan diğer hüyükler Isparta ili çevresindeki ovaların en eski iskan yeridir. Biz bu hüyüklerde ovayı basan göl yüzünden bir araştırma yapmak fırsatını bulamadık.
  • Yalnız, mevzumuza dahil Isparta çevresindeki hüyük yayılışlarının daha iyi bir tetkike muhtaç olduğunu kaydetmek istiyoruz. Literatürde Gönen Senirce ovasındaki rakımı az ve geniş bir saha işgal eden Gönen hüyüğünden hiç bahsedilmiyor. Bu yerleşim mevkilerine bir harita ile coğrafi durumuna uygun olarak tespiti hayırlı bir iş olacaktır.
  • 1944 yılında Ankara’da Ispartalılar vakfı tarih, kültür ve ekonomi içerikli bir panel tertiplemişlerdir. Bu toplantıya  Afyon, İzmir, Burdur, Denizli,  Antalya valileri, kaymakamları ve belediye başkanları ile bazı dernekler davet edildi. Gönen’den Yunus Emre Derneği de davet edildi. Konuşmacılar bazı yerlerde  araştırma ve kazılar  yapıldığını uzun, uzun anlattılar. Konuşma sırası bana geldiğinde Gönen’in 4000 yıllık bir şehir olduğunu Türkler buralara geldikten sonra Türkçe( Osmancık, Kışlacık, Karşıyaka, Köşk, Mihrapönü, Höyük) gibi yer isimleri koyduklarını başta kale olmak üzere burada kalabalık bir nüfusun yaşadığını izah ettim. Buranın boş olmadığını Prof.Tahsin ÖZGÜÇ’ün Gönen’deki Yassı Hüyüğün Gönen hamamının çevresinde incelemeler yaparak fotoğraflarını çekerek “araştırılması gerekir” diye yazdığını anlattım. Konuşmam bitince vakıf başkanı  Prof.Dr.M.Lütfü ÇAKMAKÇI Bey beni yanlarına aldılar. İlgili Profesörler yanımıza gelerek konuşma metnimi istediler. Sn. ÇAKMAKÇI çoğalttırarak kendilerine verdiler. Bir  sene sonra 3 kişilik  bir ekip geldi. Yoğun yağış nedeniyle incelemeye çıkılamadı. Bir sene sonra başka bir ekip gelmiş. Ben rahatsız olduğum için bulunamadım. Kaleye gitmiş bol bol fotoğraf çekmişler. Henüz raporları gelmedi.
  • Isparta ve çevresi zengin tarihi oluşumlara sahne olmuş bir bölgededir. Bu yazımızda Hamit iline ait belgelerden bazıları şöyledir:
  •     980-1572 tarihi belge olup, Anadolu Beylerine gönderilmiştir.
  •     978-1570 senesinde Kıbrıs adasının fethi sırasında yararlılık gösteren ve Hamit sancağında il kaza merkezi olan Gönen’in Gevges Köyünden Hasan isimli bir kişiye terakki olarak 5000 akçe verilmesi hakkındadır. Bir zamanlar muharebelerde yararlılık gösterenlere tımar vermek ve bu suretle onlara her zaman harbe hazır bir vaziyette bulundurmak Osmanlı Askeri Teşkilatı için çok önemli bir rol oynamaktaydı.
    • GÖNEN HAMAMI
  •        Bölgemize Selçuklu’lar 1204-1205 yılları arasında 3.Kılıçarslan zamanında Bizanslılardan almışlardır. 1116-1155 yıllarında da 38 yıl Selçuklu’lar devletinin başında bulunmuştur. Sultan X.Mahmut devrinde bu havalide kervansaraylar, çeşmeler han ve hamamlar yapmışlardır.1220-1237 yıllarında da hükümdarlık yapmış bulunan Alaaddin Keykubat devrinde de Atabey’de bir medrese yapılmıştır. Aynı yıllarda Gönen’de  muntazam  bir hamam yaptırılmıştır. O tarihten günümüze kadar hiçbir taş dahi dökülmemiştir. Dört adet yıkanma odası, bir serinleme salonu ve sonradan ilave edebilen kadınlar hamamının büyük bir kısmı yıkılmıştır. Aynı zamanda birde çay salonu ilave edilmiştir. Önceleri hamamın zemini mermer döşemeyken yakıt pahalılaşınca 1940 yılında mermerler ısınmıyor diye sökülerek Isparta’daki hamam sahiplerine satılmıştır. Daha sonra mermer yerine beton dökülmüştür. 1965 yıllarına kadar Belediye tarafından çalıştırılmış ise de daha sonraları çalıştırılamaz olmuştur.

    • ELİMİZE GEÇEN BİR BELGE DAHA
  •        1402 tarihinde yapılan Ankara savaşında Osmanlı hükümdarı Yıldırım Beyazıt’ı esir eden İzmir dönüşünde Uluborlu’yu zaptetmiştir. Kale çarçabuk alınmış Kale’nin erkekleri katledilmiş kadın ve çocuklarda öldürülmüştür. Elde edilen bilgilere göre Timur Gönen yüzünden Isparta ve Eğirdir’e göçerken oraları işgal etmiştir. Bu hadiseyi o tarihte Gönen kadısı olarak bulunan Hamza oğlu İsa tarafından tanzim edilen belgeye göre Timur’un Gönen’den geçerken hiçbir fenalık yapmadığı yazılmaktadır.     

     

           Kemallettin Hüseyin Bey Hamitoğullarından İlyas Bey’in oğlu babasının ölümü ile Hamitoğulları hükümeti Karamanoğularının aralıksız tecavüzüne uğramıştır. Uzayıp giden bu tecavüzlere son vermek ümidi ile Osmanlı padişahlarından Murat Hüdavendigar miladi 1375 yılında yardım istedi. Bu sırada Germiyanoğulları Kütahya’da devletin başında bulunan Süleyman Çelebi’nin kızı Devlet Hatun Osmanlı Padişahlarından I.Murat’ın oğlu Yıldırım Beyazıt ile nişanlanmıştır. Bütün bediyeler gibi Kemalettin Hüseyin Bey’de bu nişan törenine Gönen’den elçiler bilhassa kıymetli atlar ve hediyeler gönderilmiştir.  Bu zamanlarda Osmanlı hükümdarı Murat Hüdavendigar ile Kemallettin Hüseyin Bey arasında Karamanoğullarının sinir tecavüzleri hakkında yazışmaları vardır. Nişan töreni son bulup elçi Hamit iline dönmeye hazırlanırken Murat Hüdavendigar tarafından huzura davet edilerek şu şekilde bir konuşma geçmiştir.

     

             “Biraderim Hüseyin Bey’e benden selam söyleyiniz. Aramızdaki dostluk ve sevgiye güvenerek kendisinden bir iltimasda bulunmasını rica edeceğim. Kabul edeceğini umarım.” Der ve “ Karamanoğlu Ali Beyin gerek kendi ülkesinde gerekse Hamitoğullarına yaptıkları tecavüzler bizi de kendileri kadar üzmektedir. Ali Bey’in bu fenalığı önlemek maksadıyla Karaman civarıdaki bazı kalelerin bize satılmasını Hüseyin Bey’den rica ediyorum.” demiştir.

     

             Kemalettin Hüseyin Bey elçisinden öğrendiği bu isteği geciktirmek istemiştir. Bir müddet sonra Kütahya’ya dünür nezdine bir ziyaret gezisine çıkan Hüdavendigar’ın kendi üzerine bir askeri harekata başlayacağı kanaatine varan ve evham eden Kemalettin Hüseyin Bey hemen Hüdavendigara elçi gönderip istenilen kalelerin satışına hazır olduğunu bildirmiştir. Yapılan pazarlık ve müzakereler sonucunda Yalvaç, Karaağaç, Beyşehir, Seydişehir, Akşehir  seksen bin akçe karşılığında Osmanlı devletine satılmıştır. Bu satış muamelesini yapar yapmaz Murat Hüdavendigar süratle bu şehirleri almış ve kendi kuvvetleri ile müdafaa ve teşkilatlanmayı sağlamıştır. Bu satıştan sonra Kemalettin Hüseyin Bey Gönen’e çekilerek mülkünün geri kalanını ölünceye kadar Gönen’den idare etmiştir. Hüseyin Bey’in ölüm neticesi Hamitoğullarının yıkılış tarihide kesin olarak bilinmemekle beraber 1426 yıllarına isabet eder.

     

               Kemalletin Hüseyin Bey meçhul bir sebepten dolayı Yıldırım Beyazıt tarafından öldürüldüğü rivayet edilmektedir. Ölümünden sonra geri kalan mülkünden bir kısmını Karamanoğulları diğer bir kısmını da Osmanoğulları sınırları içerisine almıştır. Hüseyin Bey’in Ahfadından İlyas Bey’in de hükümet sürdüğüne dair belgeler vardır. Hamitoğulları bir asır hüküm sürmüşlerdir. Bu suretle Hamitoğullarının tarihi de kapanmış bulunmaktadır. Hamitoğulları’nın kazaları şunlardır: Eğirdir, Barla, Ağros, Yalvaç, Karaağaç Uluborlu, Gönen, Keçiborlu, Burdur, Gölhisar, Hoyran, Pamiça’dır.

[GÖNEN] [TARİH] [TARİHİ GELİŞİM] [TARİHİ ESERLER] [COĞRAFYA] [EĞİTİM] [KÜLTÜR] [DOĞAL GÜZELLİK] [GALERİ] [YUNUS EMRE] [LİNKLER] [FORUM]